Değişen iklim sadece çevresel ve ekonomik alanları etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda insan haklarını ve cinsiyet eşitliğini de olumsuz etkiliyor. Kadınlar ve kız çocukları için yaşam tarzları, gelir kaynakları, sağlık durumu ve güvenlikleri açısından özel tehditler ortaya çıkıyor. İklim değişikliğinin çocuklar ve kadınlar üzerinde daha ağır sonuçlar doğurması beklenirken, Birleşmiş Milletler’in çeşitli raporlarına göre iklim krizi 158 milyon kadını ve kız çocuğunu aşırı yoksullukla karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca, 236 milyon kadının ve kız çocuğunun gıda güvencesizliği yaşaması öngörülüyor. İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilen bireylerin yüzde 80’inin kadın olduğu ifade ediliyor. İklim felaketi sebebiyle göç etmek zorunda kalan kadınlar ile kız çocukları, şiddet ve cinsel istismar gibi tehlikelerle yüz yüze geliyor. Pek çok bölgede kadınlar, aileleri için yiyecek, su ve yakacak temin etme konusunda orantısız yük üstleniyor; iklim değişikliği bu kaynakların azalmasına yol açtığında ise kadınlar daha fazla çalışmak ve daha uzak mesafelere gitmek durumunda kalıyor. Bu durum, bazen annelerine artan yükü yönetmelerine yardımcı olmak amacıyla okulu bırakmak zorunda kalan kız çocukları üzerinde de ek bir baskı oluşturuyor.
Kadın çiftçiler
Dünya Sağlık Örgütü’nün iklim krizinin etkilerini kadın sağlığı açısından değerlendirdiği araştırmalarda, kadınların biyolojik özellikleri nedeniyle su ihtiyaçlarının daha fazla olduğuna dikkat çekiliyor; bu da yetersiz suyun kişisel hijyenlerini sağlamalarını zorlaştırdığına ve enfeksiyon kaynaklı hastalıklara karşı daha savunmasız hale geldiklerine işaret ediyor. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminin yüzde 45-80’ini kadın çiftçiler gerçekleştirmekteyken, meydana gelen iklim olayları özellikle bu kadın çiftçiler ile tarım işçileri üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.
Gençlik girişimi
COP31’de gıda, su ve iklim politikalarının birbirinden ayrı değil bütünsel bir sistem olarak ele alınması amaçlanırken, Başkanlık kaynak verimliliğini artıran ve iklim şoklarına karşı sektörler arası dayanıklılığı güçlendiren entegre yaklaşımları teşvik etmeyi hedefliyor. Kadın çiftçiler, gıda üretiminin en önemli emekçileri olmalarına rağmen iklim finansmanına erişimde zorluklarla karşılaşıyor. COP31’de bu engelleri azaltmayı amaçlayan finansman araçlarının geliştirilmesi üzerine uygulamalar da tartışılacak.
Gıda ve İklim Aksiyonu için Gençlik girişimi sayesinde COP31, genç nesilleri sürdürülebilir gıda sistemlerinin merkezine yerleştirmeyi planlıyor. Bu kapsamda tarımda yeşil istihdamı destekleme, beceri gelişimini teşvik etme ve genç liderliği ön plana çıkarma hedefleniyor.
COP31 ayrıca kuraklık, sel gibi doğal afetlere karşı dayanıklı tarım sistemlerinin kurulmasını önceliklendirerek üreticilerin korunmasına yönelik çalışmaları destekleyecek. Başkanlık uyum odaklı uygulamaları yaygınlaştırmayı amaçlayan projeleri gündeme getirecek.
Eğitim ve farkındalık
İklim değişikliğinden en az sorumlu olan çocuklar ile gençler en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. UNICEF’e göre yalnızca 2024 yılında iklim kaynaklı şoklar 85 ülkede en az 242 milyon öğrencinin eğitimini aksatmış durumda. Türkiye ise COP31’de “gençlik ve eğitim” konularını öncelikli alanlarından biri olarak belirleyerek bugünün ve geleceğin kuşaklarını iklim eylemlerini yürütme konusunda gerekli bilgi, beceri ve fırsatlarla donatmayı hedefliyor. 10-24 yaş arasındaki 1,8 milyar insan ile gençler iklim etkilerine en uzun süre maruz kalacak nesli temsil ederken karar alma süreçlerine katılımları sınırlı kalmaktadır. Çocuklar ile gençler iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı en kırılgan kesimler arasında bulunurken aynı zamanda düşük karbonlu bir geleceğe geçişi sağlayacak kuşağı temsil ediyorlar. Sürdürülebilir ekonomilere geçiş ise iklim bilgisi ile yeşil beceriler gerektirmektedir. 2035 yılına kadar herkes için iklim eylemi eğitiminin sağlanması; iklim okuryazarlığını arttırarak uyum kapasitesini geliştirmekle birlikte gelecek kuşakların yeşil ekonomi hazırlıklarını sağlamaya yönelik açık bir uygulama kilometre taşı sunmaktadır. Evrensel düzeydeki iklim eğitimi yalnızca farkındalık oluşturmakla kalmayıp aynı zamanda kalıcı uygulamalar ile uzun vadeli dayanıklılığı sağlamak için gerekli nitelikli iş gücünün oluşumuna katkı sağlayacaktır.
İklim elçileri hazır
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Türkiye’nin İklim Elçileri de COP31’i büyük bir heyecanla beklemekte. Üniversiteli gençlerden oluşan iklim elçileri mücadelede gerçek gücün kağıt üzerindeki hedeflerin sahada uygulanabilirliğinde saklı olduğunu vurguladı. “Sonuçlarla biz yüzleşeceğiz; bu nedenle masada yerimizi almalıyız. Kaybedecek vaktimiz yok; enerjimizi devletimizin gücüyle birleştirerek kağıt üzerindeki planları gerçeğe dönüştürmeye hazırız. COP31 hayati bir fırsat” diyen elçiler dünya genelinden gelecek akranlarıyla kuracakları bağlantılarla mücadeleye destek vermeye kararlı.

Özel finansman
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Sürdürülebilir Yeşil Büyüme ve İklim Politikaları Çalıştayı Sonuç Raporu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın adil geçiş sürecindeki rolüne dikkat çekilmektedir. Kayıt dışı istihdamın sosyal yardımlarla toplanan veriler ile birlikte ele alınması gerektiği belirtilmektedir. Kadınların eğitime erişimleri ile finansmana ulaşmalarında özel bir önem verilmesi gerektiği vurgulanırken bunun yalnızca ulusal politikalarla sınırlandırılmayıp şirketlerin iç politikalarında da adil geçiş planlarına yansıması gerektiği ifade edilmektedir. Adil geçişin finansmanı için İklim Kanunu kapsamında gelirlerin yüzde 10’una kadar kısmının adil geçiş faaliyetlerine yönlendirilmesi mümkün olduğu belirtilmektedir.